İçeriğe geç

Sülale ne demek eski Türkçe ?

Sülale Ne Demek Eski Türkçe?

Birini tanıdığınızda, genellikle “Nerelisin?” sorusunu sorarsınız. Eğer cevabınız “İzmirliyim” ise, genelde şu tip bir tepki alırsınız: “Aaa, çok sıcakkanlısınız demek!” (Tabii, bu sıcakkanlılık bazen sadece kafedeki garsona karşı olmuyor, trafikteki sinirli şoföre de yansıyabiliyor.) Ama ya “Sülalenden” sorulursa? Eski Türkçe’de “sülale” kelimesi aslında tam olarak neyi ifade ediyor, onu hepimiz öğrenelim.

Hayat bazen bizi sülalemizle yüzleştirir. Özellikle o “Bütün aile toplandığında” akşamları, her birinin hikayesi birer fıkra gibi. Ama “sülale” meselesine değinirken, eski Türkçe’deki anlamını bilmemiz gerekiyor. Hazırsanız, gelin hem tarihsel bir yolculuğa çıkalım hem de mizahi bir şekilde bu sülale mevzusunu inceleyelim.

Sülale Ne Demek Eski Türkçe’de?

Türkçedeki “sülale” kelimesi, eski Türkçe’de “soy, aile, nesil” anlamlarına geliyor. Aslında, eski Türkler için sülale, bir insanın köklerine inmek demek. “Soy” veya “aile” gibi modern anlamları içeriyor, ama biraz daha köklü, biraz daha derin. O zaman, eski Türkçe’de “sülale” derken, aslında bir kişinin tam anlamıyla geçmişini, atalarını, hangi kabileye, hangi boydan geldiklerini sorguluyorlar.

Tabii ki, bir de şu gerçek var: Eğer eski Türkler bugün yaşıyor olsaydı, sülale konuşmalarında, hepimizin içinde bulunduğu bu sosyal medya dünyasında, aile fotoğrafı paylaşımlarına çok meraklı olacaklardı. “Yahu, dedemin fotoğrafını çekmeye mi geldik, sosyal medya mı burası?” diyecek hâllerine düşebilirdik.

Eski Türkler ve Sülale Kavramı: Soy Ağacı Üzerine Düşünceler

O zamanlar insanlar, yaşadıkları yerin en eski yerleşimlerinden biri olarak, bir insanın neslini, soyağacını bilmek istemişler. Bu da bizim, şu anki kuzenimizle aynı eve girerken sorduğumuz “Sizde sülale büyük mü?” sorusuna benzer bir şey aslında. Bunu da şunun için soruyorum: Ya gerçekten kuzenlerinle bir araya gelip kahvaltıya oturduğunda, kim kimin soyundan geliyormuş, kim hangi sülaledenmiş, kim hangi büyüklerden dolayı bu kadar kavga ediyor?

Sülale kavramı, biraz da yeri geldiğinde sosyal statü anlamına gelir. Eski Türkler için “sülale” kelimesinin derinliği, bir kişinin toplumsal gücünü, neslinin tarihini ve kimlik duygusunu şekillendirirdi. Bir nevi “kim oldugunu bil” meselesi. Ya da başka bir deyişle, “Ailene ne oldu da sen hâlâ bu kadar sabırlısın?”

Sülale Dedikleri Her Şey: Kısaca Bir Tıp Macerası

Bunu bana bir gün biri sormuştu: “Ya, sülale, ailen falan dedin de, senin sülalendeki herkes nasıl?” Ben de “Vallahi iyi, her birinin hikayesi ayrı dert!” dedim. Gerçekten de öyle, insan bir sülale hakkında konuşurken, bir sürü farklı kişiliği, karakteri, anıyı aklına getirir. Mesela, annemin dayısı var, çok ciddi adam. Konuşmak istemez, sanki hep bir kitap okur gibi gözlükleriyle bize bakar. İşte bu dayı, belki de sülalemizin “felsefi” yönünü temsil ediyor. Ama bir de kuzenim var, “Hadi gel şu çöpleri atalım!” dediğinde, aslında senin sülalenin en pratik insanıdır o.

Ve işte tam bu noktada, sülale dedikleri şey aslında çok daha derin bir kavram. Eski Türkçe sülale, hem güçlü hem de çok boyutlu bir olguyu ifade ediyor. Sadece soy değil, aynı zamanda bir insanın yetiştiği ortamı, ailesel ilişkilerinin özelliklerini ve kişisel hikayelerini de kapsayan bir şey.

Eski Türkçe Sülale Kavramı: Mizahi Bir Bakış

Tabii, bir yandan da sülale meselesinin komik yönleri var. Ne de olsa, her sülale bir “iç gülüşme” öyküsüdür. En basitinden, büyüklerin “Bu da bizim sülale” dediği kişi, aslında sülalenin en eğlenceli çocuğudur. İnanın, insanları tanıdıkça sülalenin karmaşık yapısını çözmek bir macera gibi olur. Eski Türkçe sülale kavramını biraz mizahi açıdan da değerlendirebiliriz:

“Yani, dedemin kızı Aysel, o kadar da kötü değil de…”

“Ha, değil mi ya! Dedem çok severdi onu, sülalede en eğlencelisi o zaten!”

“Ama sen de nereden geldin, hala sülale hakkında en son hatırladığın anı ne?”

Bu soruları sormak, aslında her sülale hakkında derinlemesine bir inceleme yapmak gibi bir şey oluyor. Çıkarsamalar yaparken, bazen de işin içinde sülale mizahı var. Gerçekten de, her bir insan bir sülalenin en eğlenceli, en çatlak, ya da en ciddiyetle bezenmiş parçası olabiliyor. Bu yüzden, sülale dedikleri şey, aslında kişisel bir deneyimin de ötesine geçiyor.

Sonuç: Sülale Nedir?

Sonuç olarak, eski Türkçe sülale kavramı, sadece bir soy ya da aile olmaktan çok daha fazlası. Bu kelime, toplumsal kimliği, geçmişi ve hatta bireysel mizahı barındıran bir kavram. Herkesin sülalesi farklıdır ve bu sülale farklılıkları, insanı hem tanımamıza yardımcı olur hem de hep birlikte gülmemizi sağlar. Sülale dedikleri şey, aslında bir kişinin yaşamına dair komik, ciddi, nostaljik, eğlenceli anılardan oluşan bir hikâyedir.

Bundan sonra, sülale meselesini her düşündüğünüzde, gülümseyerek, “Benim sülalem, benim hikayem” diyeceksiniz!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betci güncel giriş